Hasan Yitgin / Münih
Münih’te geçtiğimiz Cumartesi akşamı sahnelenen “Günahkâr” adlı tiyatro oyunu, yalnızca sahnedeki performansıyla değil, ardında taşıdığı derin anlam ve gerçek hayat hikâyeleriyle de izleyicilerin yüreğine dokundu. Kadınlara yönelik şiddeti konu alan oyun, salonu dolduran seyircileri zaman zaman sessizliğe boğarken, zaman zaman alkışlarla ayağa kaldırdı.
Sahneye çıkan Münihli amatör oyuncular Meral Sönmez, Dilek Olucak, Lütfi Duran, Özlem Ege, Kıymet İnan, Aygül Ablet ve Melek Naz Doğan, sergiledikleri içten ve güçlü performanslarla izleyenlere adeta duygu seli yaşattı. Her bir replikte acı, umut ve direniş hissedildi; her sahnede hayatın içinden izler vardı.
Oyunun yazarı ve yönetmeni Ergin Kılıkçıer ise gecenin sonunda yaptığı kısa konuşmada, EM Tiyatro Atölyesi çatısı altında bu anlamlı eserin sahneye taşınmasında emeği geçen herkese teşekkür ederek, sanatın toplumsal yaralara ışık tutma gücüne vurgu yaptı.
Gecenin en dokunaklı anlarından biri ise sahne arkasında sessizce büyük bir emeğe imza atan Serap Türksoy’un hikâyesiydi. Gösteriyi izleyen Münih Başkonsolosu Süalp Erdoğan, oyun sonrası özellikle Türksoy’u tebrik ederek, onun azmini ve katkısını takdirle karşıladığını ifade etti. Seyirciler de alkışlarıyla bu görünmeyen emeği onurlandırdı.
Yaklaşık üç yıl önce ciddi sağlık sorunlarıyla hayatın en zorlu sınavlarından birini veren Serap Türksoy’un hikâyesi, salondaki pek çok kişiyi derinden etkiledi. Hastane koridorlarında geçen uzun günlerin ardından yeniden hayata tutunmayı başaran Türksoy, şimdi aynı hayatın sahne arkasında umut olmaya devam ediyor.
O'nun "EM Tiyatro Atölyesi"ndeki özverisi, yalnızca bir görev değil; adeta yeniden doğuşun sessiz bir hikâyesi.
Bu anlamlı gecede Serap Türksoy’u yalnız bırakmayan eşi Selçuk Türksoy ve oğlu Mustafa’nın gözlerindeki gurur ise görülmeye değerdi. Zorlu bir yaşam mücadelesinin ardından tiyatro dünyasına adım atan Türksoy, sadece bir ekip üyesi değil, aynı zamanda ilham veren bir yaşam öyküsünün adı oldu.
“Günahkâr” oyunu, Münih’te sadece bir tiyatro gecesi değil; acının, umudun ve yeniden ayağa kalkmanın sahnedeki yansıması olarak hafızalara kazındı.





























Yorum Yazın