Seccadede Secde, Çarşıda Hile: Biz Nerede Kaybettik?
Acı bir cümleyle başlayalım:
Bu ülkede en kolay şey dindar görünmek,
en zor şey dürüst olmak.
Camiler dolu.
Umre turları kapalı gişe.
Dillerde dua, profillerde ayet, araçlarda tesbih…
Ama aynı insanlar iş hayatında birbirini eziyor.
Bir yerde ciddi bir sahicilik sorunu var.
Çünkü din artıyor gibi görünüyor,
ama adalet artmıyor.
Oysa adalet yoksa din sadece görüntüdür.
Asıl problemimiz tam da burada başlıyor:
Normalleşmiş kul hakkı.
Bugünün en yaygın günahı: Alışılmış zulüm
Kimse “ben zalimim” demez.
Ama tablo ortada:
• İşçinin maaşı geç yatıyor
• Torpille işe giriliyor
• “Devlet malı” deyip kamu malı sömürülüyor
• Sosyal medyada iftira atılıyor
• Esnaf eksik tartıyor
• Ortak, ortağını kandırıyor
• Sözleşmeler deliniyor
• Kalp kırmak sıradanlaşıyor
Sonra da şaşkın şaşkın soruyoruz:
“Bu toplum neden düzelmiyor?”
Çünkü biz hâlâ sorunu yanlış yerde arıyoruz.
Sorun ibadet azlığı değil.
Sorun ahlâk eksikliği.
Namaz var.
Vicdan yok.
Oruç var.
Adalet yok.
Hac var.
Kul hakkı umursanmıyor.
Bu dindarlık değil.
Bu, dinle kendimizi avutmak.
Din sadece seccadede yaşanmaz
Kur’an-ı Kerim net konuşuyor:
“Mallarınızı aranızda haksız yollarla yemeyin.”
Bu ayet sadece hırsıza inmedi.
Eksik tartan esnafa da indi.
İhalede hile yapana da indi.
Ortağından gizli kazanç sağlayana da indi.
Çalışanın maaşını geciktirene de indi.
Yani ticaret, ofis, dükkan…
hepsi imtihan alanı.
Helal kazanç, namaz kadar ibadet.
Hile ise açıkça kul hakkı.
Peygamberin ölçüsü çok daha sertti
Peygamberimiz borcu olan birinin cenaze namazını bile kılmadı.
Düşünün.
Adam Müslüman.
Belki namazlı, niyazlı.
Ama üzerinde bir kul borcu var.
Ve Peygamber diyor ki:
“Önce onu temizleyin.”
Biz ne yapıyoruz?
Borçla yaşıyoruz.
Aldatarak kazanıyoruz.
Sonra üç dua ile her şey silinecek sanıyoruz.
Bu, din değil.
Bu, temenni.
Tövbe neden yetmiyor?
Çünkü bu, sadece Allah’a karşı işlenen bir günah değil.
Bu, bir insanın canını yakmak.
Allah merhamet sahibidir.
Ama başkasının hakkını senin yerine silemez.
Adalet buna izin vermez.
Bu yüzden kural net:
Helalleşmeden kurtuluş yok.
İstersen sabaha kadar namaz kıl.
Bir işçinin ahı, hepsini götürebilir.
Sert bir soru
Bugün ölsek…
Arkamızdan kimler hakkını ister?
• Maaşını geciktirdiğin çalışan
• Aldattığın ortak
• Eksik tarttığın müşteri
• İftira attığın biri
• Kırdığın bir kalp
Belki de en büyük yanılgımız şu:
Kendimizi “iyi insan” zannetmek.
Oysa iyilik, ibadetle değil;
kimseyi mağdur etmemekle ölçülür.
Son söz
Dindar olmak kolay.
Seccadeyi serersin, biter.
Zor olan:
Dürüst olmak.
Adil olmak.
Kimsenin hakkını yememek.
Belki de Allah katında en makbul ibadet şu:
Kimseyi ağlatmadan yaşamak.
Çünkü kul hakkı…
Ne mezarda kalır,
ne unutulur,
ne de “Allah affeder” denilerek kapanır.
O hak gelir.
Ve en son gün,
herkesten önce seni bulur.
Unutma:
Seccadede secde edip, çarşıda zulmeden kurtulamaz.














Yorum Yazın
Facebook Yorum