MENU
  • YAZARLAR
  • FOTO GALERİ
  • WEB TV
  • ASTROLOJİ
  • YEREL HABERLER
  • HABER ARŞİVİ
  • YOL TRAFIK DURUMU
  • ETKİNLİK TAKVİMİ
  • RÖPORTAJLAR
  • GAZETE MANŞETLERİ
  • Künye
  • Gizlilik Politikası
  • AGB
  • İLETİŞİM
Haber Vizyon
DOLAR42.7031
EURO50.1678
GR ALTIN5902.2
ÇEYREK3691.5
Haber Vizyon
Haber Vizyon
  • GÜNDEM
  • ALMANYADAN
  • SANAT/MÜZİK
  • ŞEREF KÖŞESİ
  • ETKİNLİK
  • GAYRİMENKUL
  • TURİZM
  • GASTRONOMİ
  • SAĞLIK
Kapat

İslamın Ölçüsü Siyaset Değil; Kur'an ve Sünnettir.

Ana SayfaYazarlarFikret Özdemir /İlahiyatçı - Yazar
22 Şubat, 2026, Pazar 07:28 2120
  • yazdıryorum yazfont küçültfont büyüt

İslam’ın Ölçüsü Siyaset Değil, Kur’an ve Sünnettir: Müslümanların Kendilerini Batıl ile Meşrulaştırma Sapması

 

İslam, hak ile batılı kesin çizgilerle ayıran ilahî bir nizamdır. Bu nizamda hak, insanların, çoğunlukların veya siyasi güçlerin belirlediği bir şey değildir. Hak yalnızca Allah’ın kitabı ve Resûlü’nün sünnetidir. Buna rağmen günümüzde kendisini İslam’a nispet eden bazı kişi ve çevrelerin, açıkça İslam’ın adalet, doğruluk ve emanet ilkelerine aykırı davranışları eleştirildiğinde, kendilerini İslam’a göre savunmak yerine, batıl ideolojilerle kıyaslayarak meşrulaştırmaya çalışmaları, ciddi bir itikadî ve ahlakî sapmanın göstergesidir.

 

“Biz olmazsak daha kötüsü gelir” anlayışı, İslam’ın değil, cahiliye siyasetinin mantığıdır. Çünkü İslam’da ölçü, batıla göre daha az batıl olmak değil; hakka uygun olmaktır.

 

 

1. Müslümanın Tek Ölçüsü Allah ve Resûlü’dür

 

Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Hayır! Rabbine andolsun ki, aralarında çıkan anlaşmazlıklarda seni hakem yapmadıkça ve verdiğin hükme içlerinde hiçbir sıkıntı duymadan tam teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar.”

(Kur’an, Nisa 4:65)

 

İbn Kesir bu ayetin tefsirinde şöyle der:

 

“Allah Teâlâ, Resûlullah’ın hükmünü kabul etmeyen kimsenin iman etmiş olmayacağını açıkça bildirmiştir.”

(İbn Kesir, Tefsîru’l-Kur’ân’il-Azîm, Nisa 65)

 

Bu hüküm son derece açıktır: Müslümanın ölçüsü siyaset, ideoloji veya güç dengesi değil, Resûlullah’ın hükmüdür.

 

Allah ayrıca şöyle buyurur:

 

“Allah ve Resûlü bir konuda hüküm verdiği zaman, hiçbir mümin erkek ve mümin kadın için kendi işlerinde tercih hakkı yoktur.”

(Kur’an, Ahzab 33:36)

 

İmam Taberî bu ayet hakkında şöyle der:

 

“Bu ayet, müminin Allah ve Resûlü’nün hükmüne muhalefet etmesinin caiz olmadığını gösterir.”

(Taberî, Câmiu’l-Beyân, Ahzab 36)

 

Bugün ise bazı Müslümanların, Allah ve Resûlü’nün açık hükümleri yerine siyasi çıkarları ölçü hâline getirmesi, bu ilahî ilkeye açık bir aykırılıktır.

 

2. Batıl ile Kendini Savunmak, Münafıkların Özelliğidir

Allah Teâlâ münafıkları şöyle tanımlar:

“Onlara ‘Yeryüzünde fesat çıkarmayın’ denildiğinde, ‘Biz ancak ıslah edicileriz’ derler. Dikkat edin! Onlar fesatçıların ta kendileridir, fakat farkında değiller.”

(Kur’an, Bakara 2:11-12)

 

İbn Kayyım bu ayet hakkında şöyle der:

 

“Bu, batıl üzere oldukları hâlde kendilerini hak üzere zannedenlerin durumudur.”

(İbn Kayyım, Medâricü’s-Sâlikîn, c.1, s.128)

 

Bugün İslam’ın açık hükümlerine aykırı davranışları, “daha kötüsünü engelliyoruz” diyerek savunmak, aynı mantığın modern bir yansımasıdır.

 

Çünkü İslam’da yanlış, daha büyük bir yanlışın varlığıyla doğru hâline gelmez.

 

3. Hak, Çoğunluğa veya Güce Göre Değil, Vahye Göre Belirlenir

 

Allah Teâlâ şöyle buyurur:

 

“Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan, seni Allah’ın yolundan saptırırlar.”

(Kur’an, En’am 6:116)

 

İmam Kurtubî bu ayeti şöyle açıklar:

 

“Bu ayet, hakkın çoğunlukla değil, delille bilineceğini gösterir.”

(Kurtubî, el-Câmi li Ahkâmi’l-Kur’ân, En’am 116)

 

Dolayısıyla bir Müslümanın kendisini siyasi çoğunluk, güç veya alternatif korkusuyla savunması, İslam’ın hak anlayışıyla bağdaşmaz.

 

 

4. Yanlışı Savunmak Büyük Bir Günah ve Sapmadır

 

Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:

 

“Kim haksız olduğunu bildiği bir davayı savunursa, Allah’ın gazabı altındadır.”

(Ebu Davud, Akdiye, 14; İbn Mace, Ahkam, 7)

 

İmam Nevevî bu hadis hakkında şöyle der:

 

“Bu hadis, batılı savunmanın haram olduğunu açıkça göstermektedir.”

(Nevevî, Şerhu Sahih-i Müslim)

 

Bugün bazı Müslümanların açık yanlışları, siyasi sadakat adına savunması, bu tehdidin kapsamına giren tehlikeli bir durumdur.

 

 

5. Sahabe Kendini Batıl ile Değil, Hak ile Ölçmüştür

 

Hz. Ömer (ra) şöyle demiştir:

 

“Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin.”

(Tirmizî, Kıyamet, 25)

 

Hiçbir sahabi, yanlış yaptığında kendisini müşriklerle kıyaslayarak savunmamıştır. Aksine, en küçük hatalarında bile tövbe etmişlerdir.

 

İmam Malik şöyle demiştir:

 

“Bu ümmetin sonu, ancak ilk neslin düzeldiği şeyle düzelir.”

(Şatibî, el-İtisam, c.1, s.28)

 

İlk nesil ise yanlışlarını batıl ile kıyaslayarak değil, doğrudan Kur’an ve sünnet ile düzeltmiştir.

 

 

6. Batıl ile Kendini Kıyaslamak, Hak Ölçüsünden Sapmaktır

 

İbn Teymiyye şöyle der:

 

“Bir kimsenin, kendi hatasını başkasının hatasıyla savunması, ne aklen ne de dinen kabul edilir.”

(İbn Teymiyye, Mecmu’u’l-Fetava, c.28, s.234)

 

Çünkü İslam’da sorumluluk bireyseldir.

 

Allah şöyle buyurur:

 

“Hiçbir günahkâr, başkasının günahını yüklenmez.”

(Kur’an, En’am 6:164)

 

Dolayısıyla bir Müslümanın kendisini batıl ideolojilere bakarak temize çıkarmaya çalışması, İslam’ın sorumluluk ve hesap anlayışına aykırıdır.

 

 

Sonuç: Bu Sapma, İslam’ın Ölçüsünden Uzaklaşmadır

 

Bugün bazı Müslümanların kendilerini Kur’an ve sünnet ile değil, batıl ideolojilerle kıyaslayarak savunmaları, İslam’ın hak merkezli ölçüsünden uzaklaştıklarının açık bir göstergesidir.

 

Bu yaklaşım:

• İslam’ın hak anlayışına aykırıdır

• Sahabenin yoluna aykırıdır

• Kur’an’ın adalet anlayışına aykırıdır

• ve münafıkların mantığına benzemektedir

 

Çünkü İslam’da ölçü şudur:

 

“Hak Rabbindendir.”

(Kur’an, Kehf 18:29)

 

Müslümanın görevi, batıldan daha az batıl olmak değil, hak üzere olmaktır.

 

Aksi hâlde kişi, farkında olmadan hak ölçüsünü terk edip, cahiliyenin göreceli ahlak anlayışına sürüklenebilir.

 

 

Kaynakça

 

Kur’an-ı Kerim

 

Hadis Kaynakları:

• Sahih-i Müslim

• Sünen-i Ebu Davud

• Sünen-i Tirmizî

• Sünen-i İbn Mace

• Muvatta, İmam Malik

 

Tefsir Kaynakları:

• İbn Kesir, Tefsîru’l-Kur’ân’il-Azîm

• Taberî, Câmiu’l-Beyân

• Kurtubî, el-Câmi li Ahkâmi’l-Kur’ân

 

Akide ve İslam Düşüncesi Kaynakları:

• İbn Teymiyye, Mecmu’u’l-Fetava

• İbn Kayyım el-Cevziyye, Medâricü’s-Sâlikîn

• Şatibî, el-İtisam

• Nevevî, Şerhu Sahih-i Müslim

Yorum Yazın

Facebook Yorum

Fikret Özdemir /İlahiyatçı - Yazar

    iletişime geç

    Fikret Özdemir /İlahiyatçı - Yazar

    Bizi Takip Edin
    Facebook
    Twitter
    Instagram
    Youtube
    Köşe Yazarları
    Fikret Özdemir /İlahiyatçı - Yazar
    Fikret Özdemir /İlahiyatçı - Yazar Gasp  Edilen Hak, İman Davasıdır: Zulme Rıza Göstermek İhanettir!
    Mustafa Fındık
    Mustafa Fındık BAŞBUĞ TÜRKEŞ’İ ANMAK, FİKİRLERİNİ YAŞATMAKLA MÜMKÜNDÜR…
    Şaban Turhal
    Şaban Turhal GURBETÇİ İÇİN KOMİSYON TALEBİNE MECLİSTEN RET AKP–MHP “HAYIR” dedi
    Gülten Abacı
    Gülten Abacı İNSANLARIN PEŞİNDE KOŞMAYI BIRAKTIĞINIZDA
    Adnan Tokuç
    Adnan Tokuç ŞAİR EMEL YILMAZ HOCAMIZI İÇTENLİKLE TEBRİK EDİYORUZ!
    Fadime Mutlu
    Fadime Mutlu FADİME MUTLU'DAN GÜNÜN OLUMLAMASI!
    Ali Kayadibi
    Ali Kayadibi Bedene kazınmış yoksunluk!
    İbrahim Esen
    İbrahim Esen MANTIKLI ARSA YATIRIMINI İÇİN BİLMENİZ GEREKEN 8 ÖNEMLİ FAKTÖR
    Haber Vizyon
    KünyeGizlilik PolitikasıAGBRSSSitemapSitene EkleArşivİletişim
    SOSYAL MEDYA BAĞLANTILARI
    FACEBOOKTWITTERINSTAGRAMLINKEDINYOUTUBE

    Haber Vizyon | Yazılım: Onemsoft