Günümüz İslami Kesiminde Güvenilirlik Erozyonu
Normatif İslam Öğretisi ile Güncel Temsil Pratikleri Arasındaki Gerilim
Bu makale, günümüzde “İslami kesim” olarak tanımlanan toplumsal aktörlere yönelik güven kaybının nedenlerini incelemektedir. Çalışma, İslam’ın temel kaynaklarında güven (emanet ve sıdk) kavramının merkezi konumunu ortaya koymakta; buna karşılık güncel pratiklerde gözlemlenen söylem–eylem tutarsızlıkları, dinin araçsallaştırılması ve kurumsal hesap verebilirlik eksikliği üzerinden güven erozyonunu analiz etmektedir. Araştırma, güven kaybının İslam’ın normatif yapısından değil, bu yapının güncel temsil biçimlerinden kaynaklandığı sonucuna ulaşmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Güven, Emanet, İslam Ahlâkı, Temsil Krizi, Din ve Toplum
⸻
1. Giriş
Toplumsal güven, modern sosyolojide bireyler arası ilişkilerin ve kurumsal meşruiyetin temel unsurlarından biri olarak kabul edilmektedir. Dinî yapılar, tarihsel olarak bu güvenin inşasında merkezi bir rol oynamıştır. Ancak son yıllarda, özellikle Müslüman kimliğiyle öne çıkan kişi ve kurumlara yönelik güvenin azaldığına dair yaygın bir toplumsal algı oluşmuştur. Bu çalışma, söz konusu algının nedenlerini İslam’ın normatif ilkeleri ile Müslümanların güncel pratikleri arasındaki fark üzerinden ele almaktadır.
2. İslam’da Güven ve Emanet Kavramı
Kur’an-ı Kerim’de güven, imanla doğrudan ilişkilendirilen temel bir ahlâkî ilkedir:
“Şüphesiz Allah, size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder.”¹
Bu ayet, emanet kavramını yalnızca bireysel bir erdem olarak değil, kamusal sorumluluk alanını da kapsayan bir ilke olarak tanımlar. Nitekim İslam düşüncesinde yönetim, ilim, ticaret ve dinî rehberlik alanlarının tamamı “emanet” kapsamında değerlendirilmiştir.²
3. Hadis Literatüründe Güvenilirlik
Sahih-i Buhari’de yer alan şu hadis, güvenilirliğin imanla ilişkisini açıkça ortaya koymaktadır:
“Münafığın alameti üçtür: Konuştuğunda yalan söyler, söz verdiğinde sözünde durmaz, kendisine emanet edildiğinde ihanet eder.”³
Benzer şekilde Sahih-i Müslim’de rivayet edilen:
“Bizi aldatan bizden değildir.”⁴
ifadesi, dindarlık iddiası ile ahlâkî tutarsızlık arasındaki bağın kabul edilemezliğini vurgular.
4. Güncel Temsil Pratiklerinde Güven Sorunu
4.1 Söylem–Eylem Tutarsızlığı
Günümüzde bazı dinî figürlerin kamuoyunda yüksek ahlâk vurgusu yaparken; pratikte yolsuzluk, kayırmacılık veya lüks yaşam iddialarıyla anılması, güven kaybının temel nedenlerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Sosyolojik açıdan bu durum, ahlâkî meşruiyetin sembolik düzeyde kalması şeklinde tanımlanabilir.⁵
4.2 Dinin Araçsallaştırılması
Modern dönemde dinin siyasi ve ekonomik meşruiyet üretme aracı olarak kullanılması, İslam’ın evrensel ahlâk iddiasını zayıflatmaktadır. Özellikle dini söylemlerin eleştiriye kapalı hale getirilmesi, toplumda “din, hakikatin değil gücün hizmetindedir” algısını pekiştirmektedir.⁶
4.3 Kurumsal Şeffaflık ve Hesap Verilebilirlik Eksikliği
Bazı dini yapıların iç denetim mekanizmalarından yoksun olması, lider figürlerin eleştirilemez kabul edilmesi ve hataların örtülmesi, Kur’an’ın bireysel sorumluluk ilkesine aykırı bir yapı üretmektedir:
“Hiç kimse başkasının günahını yüklenmez.”⁷
Bu durum, güvenin temel unsuru olan öngörülebilir ahlâk ilkesini ortadan kaldırmaktadır.
5. Aklî ve Sosyolojik Değerlendirme
Rasyonel açıdan güven, normların istikrarlı ve tutarlı biçimde uygulanmasına bağlıdır. Bir kişi ya da grubun davranışları ilkelere değil çıkara göre şekilleniyorsa, o yapı dinî referanslara sahip olsa dahi toplumsal güven üretmesi mümkün değildir. Bu ilke, modern sosyoloji literatüründe dinî kurumlar için de geçerli kabul edilmektedir.⁸
6. İslam ile Müslüman Ayrımı
Analitik düzeyde yapılması gereken temel ayrım şudur:
• İslam: Normatif, ilkesel ve evrensel ahlâk öğretisi
• Müslüman: Bu öğretiyi uygulamakla yükümlü, fakat hata yapabilen insan
Bu ayrımın ihmal edilmesi, bireysel ve kurumsal hataların doğrudan dine atfedilmesine yol açmakta; bu da daha geniş bir güven krizini tetiklemektedir.⁹
7. Sonuç
Bu çalışma, günümüzde İslami kesime yönelik güven kaybının İslam’ın temel kaynaklarından değil, bu kaynakların güncel temsil biçimlerinden kaynaklandığını ortaya koymaktadır. Kur’an ve Sünnet, güvenilirliği imanın merkezine yerleştirirken; modern pratiklerde gözlemlenen ahlâkî tutarsızlıklar bu güveni aşındırmaktadır. Güvenin yeniden inşası, söylem üretmekten çok ahlâkî tutarlılığı kurumsal ve bireysel düzeyde yeniden tesis etmeye bağlıdır.
Dipnotlar
1. Kur’an, Nisâ 4/58.
2. Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb, Beyrut.
3. Buhari, İman, 24.
4. Müslim, İman, 164.
5. Max Weber, Din Sosyolojisi, çev. Z. Aruoba.
6. Talal Asad, Formations of the Secular, Stanford University Press.
7. Kur’an, En‘âm 6/164.
8. Peter L. Berger, The Sacred Canopy.
9. Aliya İzzetbegoviç, İslam ile Batı Arasında.













Yorum Yazın
Facebook Yorum